BİR RENGE SIĞINAN KADIN
Bazı insanlar bir şehrin sokaklarından geçmez.
Bir şehrin hafızasına yerleşirler.
Konya sokaklarında yıllardır kırmızı elbisesi, kırmızı çantası, kırmızı ayakkabılarıyla yürüyen bir kadın vardı.
Herkes onu "Kırmızılı Kadın" diye tanırdı.
Belki adını bilmeyen çoktu ama onu görmeyen neredeyse yoktu.
Geçtiğimiz günlerde bu dünyadan sessizce ayrıldı ve tüm ülke tanıdı .
Arkasında ise sadece kırmızı kıyafetler değil, genç kızların uzun süre unutmayacağı bir hayat hikâyesi bıraktı.
Hayat bazen insanın elinden çok şey alıyor.
Hayallerini...
Güvenini...
Bazen de geleceğe dair kurduğu bütün cümleleri...
Sultan Özcan'ın hikâyesi de biraz böyleydi.
Genç yaşta sevdiği adamla evlendi.
Hayatın ona uzun ve mutlu bir yol hazırladığını düşündü belki.
Ama bazı yollar insanın hayal ettiğinden daha engebeli çıkıyor.
Yaşadığı acılar, yalnızlıklar ve kırgınlıklar onu başka bir hayata sürükledi.
Fakat burada hikâyenin en önemli kısmı başlıyor.
Çünkü bazı insanlar yaşadıkları acılar yüzünden kararırlar.
Bazıları ise kendi rengini seçer.
Sultan Özcan kırmızıyı seçti.
Belki bir direniş olarak...
Belki hayata karşı küçük bir meydan okuma olarak...
Belki de "Ben hâlâ buradayım." demenin sessiz bir yolu olarak...
Kim bilir?
Ama bildiğimiz bir şey var:
Bir insanın yaşadığı zorluklar onun kim olduğunu belirlemez.
Onun o zorluklara rağmen hangi renk kalmayı seçtiği belirler.
Sevgili genç kızlar,
Hayatınız boyunca sizi anlamayan insanlar olacak.Bazen en güvendiğiniz insanlar gidecek.
Bazen en sevdiğiniz insanlar yarım bırakılmış cümleler gibi içinizde kalacak .
Hayallerinizi küçümseyenler olacak.
"Yapamazsın." diyenler olacak.
Belki bazen çok yorulacaksınız.
Belki bazen kırılacaksınız.
Ama sakın kendi renginizi kaybetmeyin.
Çünkü dünya, başkalarına benzemeye çalışan insanlarla değil; kendi rengini koruyabilen insanlarla güzelleşiyor.
Bir çiçek bütün bahçeye benzemek zorunda değildir.
Bir yıldız bütün gökyüzüyle aynı ışıkta parlamak zorunda değildir.
Ve bir kadın da herkes gibi olmak zorunda değildir.
Kendi renginizle var olun.
Kendi sesinizle konuşun.
Kendi hayallerinizin peşinden gidin.
Çünkü insan bazen hayatı değiştiremez.
Ama hayata verdiği cevabı değiştirebilir.
Konya'nın kırmızılı kadını belki bize tam olarak bunu öğretti:
Hayat bazen insanın elinden çok şey alabilir...
Ama insan, isterse rengini yine de koruyabilir.
İnsanların hikâyelerini bilmeden onları yargılamamamız gerektiğini...
Sokaktan geçen bir insanın görünenden çok daha büyük yükler taşıyabileceğini...
Ve merhametin, bazen anlayabilmekten daha değerli olduğunu...
Bir gün bir insanı farklı olduğu için değil,
gösterdiği mücadele için hatırlamayı öğrenebilirsek,
belki dünya biraz daha güzel bir yer olur.
Işıklar içinde uyu kırmızılı kadın...
Bir şehrin hafızasında artık senin rengin var.
Ve belki de bize bıraktığın en büyük miras şu oldu:
İnsan bazen kırılır...
Bazen yorulur...
Bazen kaybolur...
Ama her şeye rağmen bir iz bırakabilir.
Hem de kocaman bir şehrin kalbinde...❤️
12 Temmuz 2026

Yorumlar
Yorum Gönder