ASIL MUCİZE İÇİMİZDE
İnsan gerçekten tuhaf bir varlık…
Bak şimdi, gel şöyle karşılıklı oturmuşuz da sohbet ediyormuşuz gibi düşün kahve benden ☕
Kalbinin anahtarını alıyor…
Böyle itinayla, özenle…
Sonra gidip başkasının cebine koyuyor.
Sonra da kapının önünde bekleyip:
“Ya bu kapı niye açılmıyor?” diye şaşırıyor.
E hani anahtar?
Cepte… ama yanlış cepte 😄
Bir de diyor ki:
“Beni mutlu et…”
Sanki karşısındaki insan değil de,
aboneliği aktif bir “mutluluk uygulaması.”
Tıkla, gelsin.
Biraz ilgi, biraz anlayış, üstüne bol sevgi…
Sipariş hazır!
Ama hayat öyle güzel ters köşe yapan bir kargo firması ki…
Çoğu zaman paketin üstünde şu yazıyor:
“Adres bulunamadı.”
Ve biz yine şaşkın:
“Ama ben çok istemiştim…”
İşte hikaye tam burada başlıyor zaten.
Biz mutluluğu dışarıda ararken,
içimizdeki kapıyı kilitleyip anahtarı da başkasına veriyoruz.
Sonra bekle ki biri gelsin…
Bizi anlasın…
Tamamlasın…
Hatta mümkünse bizi bizden iyi bilsin.Demeden anlasın.
Ama dur bir dakika…
İnsan bazen kendine bile zor tahammül ederken,
başkasından kusursuz mutluluk beklemek…
Biraz fazla iyimserlik değil mi?
Şöyle bir düşün:
Seni gerçekten ne üzer?
Birinin söylediği söz mü…
yoksa o söze senin yüklediğin anlam mı?
Seni ne mutlu eder?
Yapılan bir jest mi…
yoksa o an mutlu olmaya hazır oluşun mu?
Gerçek şu ki…
Kimse gelip seni “mutlu” yapamaz.
Sadece içinde hazır bekleyen duygulara dokunur.
Kimse seni “mutsuz” da edemez aslında.
Sadece bastığın zeminin ne kadar sağlam olduğunu gösterir.
Ama biz ne yapıyoruz?
Hayatımızın direksiyonunu başkasına veriyoruz.
Sonra araba yanlış yola girince:
“Sen beni nereye getirdin!” diye kızıyoruz 😄
Oysa…
Harita bizim.
Yol bizim.
Direksiyon bizim.
Hatta bazen yanlış yola girme hakkı bile bizim.
En çok da insan kendine haksızlık ediyor.
Kendi mutluluğunu erteleyerek…
Onu bir başkasının insafına bırakarak…
Ve o meşhur masala inanarak:
“Bir gün biri gelecek ve her şey düzelecek…”
Gelmez mi?
Gelir belki…
Ama seni sen yapamaz.
Çünkü mutluluk…
Birinin sana getireceği paket değil.
O…
Senin kendi içinde açtığın bir kapı.
Anahtarı mı?
Onu başkasına vermeyi bıraktığın an…
zaten elinde olduğunu fark ediyorsun 😉
İnsan, ne başkasıyla tamamlanır ne başkasıyla eksilir; sadece kendine ne kadar yaklaştıysa, o kadar mutlu olur . Ve insan, kendine dokunamadığı sürece, kim dokunursa dokunsun eksik kalır..
Kendinin farkına var… çünkü küçümsediğin o potansiyel, aslında hayatını değiştirecek en büyük gücün.
Farkına var: Sen, henüz tam kullanmadığın ilahi bir mucizesin...

Yorumlar
Yorum Gönder