Kayıtlar

ÖNCE BEYNİN İNANSIN

Resim
  ÖNCE BEYNİN İNANSIN “Hayal, hakikate yaklaştıkça gerçekleşme olasılığı artar.”altını çizdiğim bir söz. Ne doğru bir cümle… Hatta itiraf edeyim, bu sözü ilk okuduğumda içimden “Evet ya, ben bunu yıllardır yapıyorum ama adını şimdi koydum” dedim. Ben hayal kurmayı hiç yarım bırakmadım. Öyle uzaktan el sallayan, sisli, belirsiz hayaller değil benimkiler. Masası olan, saati olan, kokusu olan hayaller… Beynimle aramda tuhaf bir anlaşma var sanki: “Bak,” diyorum ona, “olacak şey bu. Sen de ona göre hizalan ” O da inanıyor. İnanınca durmuyor zaten. Var gücüyle çalışmaya başlıyor. Bilim diyor ki; beyin, detaylı hayali gerçek sanıyor. Ben de  diyorum ki; beyin biraz saf, biraz da çok çalışkan. Ona ne gösterirsen, “tamam” diyor. Öğretmen olmam da böyle oldu.  O zamanlar  sınıfın önünde duruyordum hayalimde. Tahta vardı, tebeşir tozu vardı, “öğretmeniiim” diyen minik sesler vardı. Henüz mesleğin zorluklarını bilmiyordum ama kalbimin yerini biliyordum. Meğer beynim çokta...

Yazı ve Sanat Ülkesine Teşekkürler

Resim
 Şiirim ve yazıma sayfalarında yer vererek kelimelerimi okurla buluşturan Yazı ve Sanat Ülkesi’ne gönülden teşekkür ederim. Yazının ve sanatın değer gördüğü bu güzel çatıda yer almak benim için büyük mutluluk ✍️🤍☺️🌸

ERKEN GİDEN İYİLER ..

Resim
 ERKEN GİDEN İYİLER.. “Kötülük zaman ister, iyilik emanet… ve emanetler hep daha dikkatle korunur." Yelda KUŞCU KILIÇARSLAN  Bazı insanlar vardır; sesini yükseltmeden iz bırakır. Kimseyi incitmeden, kalp kırmadan, sadece varlığıyla iyi hissettirir. Hayatın telaşında farkına geç vardığımız ama yokluklarıyla içimizi acıtan o insanlar… Ne garip ki dünya, en çok da böyle güzel insanları erken uğurluyor. Defalarca şahit oldum buna. İyilerin, sessizce iyilik yapanların, kimseye yük olmayanların ,hayatı kolaylaştıranların bu hayattan aceleyle çekip gidişine… Sanki dünya onların kalbine biraz ağır geliyor. Belki de bu yüzden kalmaları uzun sürmüyor. Kırmadan, dökmeden yaşamanın bedeli bu kadar erken veda mı bilemiyorum. Bugün  bir mesai arkadaşımı kaybetmenin hüznü var içimde. Onu düşündüğümde aklıma ilk gelen şey sakinliği ,gülen yüzü oluyor.  Sözü az, duruşu netti. Kimseyi incitmez, kimseye kırgınlık biriktirmezdi. Hayatın sert köşelerini yumuşatan insanlar var ya onlardan...

BEYAZ BİR SAYFA

Resim
​Güneş, bu sabah bir başka araladı perdeyi, Eskiye dair ne varsa, rüzgara verdi dünü. Yırtılan takvimlerde unuttuk o serin gölgeyi, Gökten avuçlarımıza indi, yılın ilk günü. ​Henüz basılmamış taze bir kardır bu zaman, Şimdi bir defter açıldı; lekesiz ve upuzun. Bu sayfaya sadece güzellikler yazmalı insan; Mürekkebi sevgi olsun, satırları huzurla dolsun. ​İçimizde kıpır kıpır, hiç susmayan bir çocuk, Dizlerimizde derman, kalbimizde kocaman sevgi. Yarınlara açılan, ucu bucağı olmayan bir yolculuk; Eski takvim yaprağı, bitmiş bir masal gibi… ​Şimdi cebimizde umut, dilimizde bin dilek, Kırgınlıklar küçülsün, bulutlar uçup gitsin. Kışın ortasında sanki, yeni açmış bir çiçek; Bırakalım ruhumuz bu taze baharda yetsin. ​Bak, her nefes yeni bir başlangıca gebe, Dualar saçılıyor gökyüzünün engin mavisine. Sevgiyle dokunmayı bekleyen her kalbe, Hoş geldin diyor dünya, hayatın en taze sesine.. Yelda Kuşcu Kılıçarslan  

ZAMANIN TAZE KIYISINDA

Resim
  ZAMANIN TAZE KIYISINDA Hiç düşündünüz mü, neden her Ocak ayının birinde içimizde o tanımlayamadığımız, hafif ama ısrarcı bir kıpırtı olur? Sanki dünya bir gecede kabuk değiştirmiş, sanki dün bizi yoran o ağır yükler bir rüzgarla savrulup gitmiş gibi hissederiz. Oysa güneş aynı güneş, sokaklar aynı sokaklar... Değişen ne öyleyse? ​Aslında değişen, bizim "yeniden başlama" hakkımıza olan inancımızdır. ​Yeni yıl, sadece takvim yapraklarının değişmesi değil; insanın kendine tanıdığı en büyük şanstır. Hepimiz elimizde görünmez bir defterle dolaşıyoruz. Geçen yılın sayfaları bazen gözyaşıyla ıslanmış, bazen aceleyle karalanmış, bazen de yarım kalmış cümlelerle dolu olabilir. Ama bugün, o defterin en beyaz, en pürüzsüz sayfası açıldı önümüzde. Üstelik bu sayfa, geçmişin hatalarıyla yargılamıyor bizi. "Gel," diyor, "bu defa daha güzelini yazabilirsin." ​Peki, ne yazacağız bu sayfaya? ​Çoğu zaman büyük başarılar, devasa hayaller peşinde koşarken o küçücük ama...

KENDİ SESİNE YOLCULUK

Resim
  Herkes kendi hikayesini konuşur.. Ve çoğu zaman anlattığı şey sen değilsindir. Kendi hikayesini anlatır, kendi masalını süsler, sonra da senin buna inanmanı ister. Ses tonu ikna edicidir, cümleleri tanıdıktır. Ama sen  artık masal dinleyecek yaşta değilsindir. Çünkü bilirsin: İnsanlar başkalarını değil, çoğu zaman kendilerini anlatır. Bir kitapta okumuştum. Altını çizmedim ama zihnim çizdi zaten. “Başkalarının söylediklerini kişisel alma.” Ne kadar kolay söyleniyor, değil mi? İnsanlar bazen sana bir cümle söyler. Ama o cümle seninle başlamaz, senle de  bitmez. O cümle; onların çocukluğundan, korkularından, yarım kalmış cümlelerinden, bastırılmış hayallerinden damıta damıta  gelir. Ve sonra… sana giydirilir. Bir bakmışsın, hiç sana ait olmayan bir elbise üzerindesin. Omuzları dar. Rengi sana yakışmıyor. Ama “üstünde duruyor” diye herkes yakıştırıyor. Bazı insanlar seni gördüklerinde seni değil, kendilerini hatırlar. Kimi senin suskunluğunda kendi...

BİBLİYOTERAPİ

Resim
  Dünya bazen üstümüze fazla gelir. Faturalar birikir, trafik sıkışır, birileri kalbimizi kırar ya da en kötüsü; canımız hiçbir şey yapmak istemez ,her şeyi dert ediniriz. İşte tam bu anlarda, modern tıbbın henüz tam keşfedemediği ama kadim bilgelerin bin yıldır bildiği o sihirli tedavi devreye girer: Bibliyoterapi. ​Yani Türkçesiyle; "Kitapla iyileşme." ​ ​Düşünsenize, bir eczaneye giriyorsunuz ve eczacı size şunu diyor: "Sizin durumunuz kronik bir varoluşsal sancı gibi görünüyor. Günde üç öğün, tok karnına ikişer bölüm Sabahattin Ali okuyun. Eğer sızı geçmezse gece yatmadan önce bir doz Oğuz Atay eklersiniz, biraz 'tutunamazsınız' ama sonunda mutlaka iyi gelir." Hayatın hızı başınızı mı döndürdü?" Günde bir doz Tanpınar yazıyorum. Zamanın nasıl genişlediğine, o meşhur "ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında" arafına hayret edeceksiniz. Yan etki olarak evdeki saatleri geri kalmış sanabilirsiniz, korkmayın. "Platonik aşk sanc...