SAAT ZAMANI ,ZAMAN KİMİN NE OLDUĞUNU GÖSTERİR


 

Duvara asılı bir saat düşünün...

Her gün aynı şeyi yapar. Tik tak... Tik tak...

Kimseye kızmaz, kimseyi yargılamaz, kimseyi övmez. Sadece zamanı gösterir.


Ama zaman öyle midir?

Zaman sadece geçmez. Aynı zamanda insanların içini de ortaya çıkarır.

Bir insanın gerçek yüzünü çoğu zaman ilk tanıştığınız gün değil, yıllar sonra görürsünüz. Çünkü bazı şeyleri sözler değil, zaman ispatlar.

Vefa gibi...

İnsanlık gibi...

Dostluk gibi...

Kardeşlik gibi ..

Birlikte gülmek kolaydır. İyi günlerde herkes yanınızdadır. Asıl mesele, hayatın zor virajlarında kimin elinizi bırakmadığıdır.

Yıllar geçtikçe insan şunu fark ediyor.

Hayatta en değerli şeyin para olmadığını...

En değerli şeyin makam olmadığını...

En değerli şeyin biriktirdiğimiz insanlar olduğunu...

Bugün etrafımıza baktığımızda ne kadar üzücü manzaralar görüyoruz.

Bir tarla için yıllarca konuşmayan kardeşler...

Bir ev yüzünden birbirine yabancılaşan aileler...

Miras davası uğruna çocukluk anılarını tek kalemde silen insanlar...


Oysa hayatın sonuna gelindiğinde kimse bankadaki hesabını hatırlamıyor.

Ama bir kardeşin omzuna başını koyup ağlayabildiği günleri hatırlıyor.

Bir dostun zor zamanda ettiği telefonu hatırlıyor.

Bir "Yanındayım." cümlesini hatırlıyor.

Ne garip değil mi?

Kimse kaç metrekare evde yaşadığını hatırlamıyor.

Ama bayram sabahları kalabalık sofralarda edilen kahkahaları hatırlıyor.

Kimse aldığı arabaların markasını hatırlamıyor.

Ama babasının direksiyon başında anlattığı hikâyeleri hatırlıyor.

Kimse kaç takım elbisesi olduğunu hatırlamıyor.

Ama annesinin bir kış günü omuzlarına örttüğü battaniyenin sıcaklığını hatırlıyor.

Kimse yaşadığı bir çok şeyi hatırlamıyor.

Ama bir dostun omzuna dokunup "Geçecek." dediği o günü unutmuyor.

Kimse kimsenin kaç tapusu olduğunu konuşmuyor.

Ama çocuklarının gözlerindeki sevgiyi sevgisizliği konuşuyor.

Kimse kaç ödül aldığını anlatmıyor.

Ama kırdığı bir kalbi tamir ettiği günü anlatıyor.

Kimse iş yerindeki makam odasını özlemiyor.

Ama iş çıkışı içilen bir çayın samimiyetini özlüyor.

Kimse miras kalan malları hatırlamıyor.

Çünkü insanın hafızasında kalan şeyler sahip oldukları değil, hissettikleridir.

Ve yıllar geçtikçe anlıyoruz ki;

Hayatın gerçek zenginliği, kasalarda birikenler değil,

Kalplerde birikenlerdir.


Ne garip değil mi?

İnsan bazen yıllarca sahip olmak için mücadele ettiği şeylerin arasında yapayalnız kalabiliyor.

Evi oluyor ama sohbet edeceği kimsesi olmuyor.

Parası oluyor ama derdini anlatacağı dostu olmuyor.

Kalabalıklar içinde yaşıyor ama yalnızlıktan uyuyamıyor.

Çünkü hayatın sonunda insanın ihtiyacı olan şey, eşya değil; insan.

Bazen düşünüyorum...

Bir gün hepimiz bu dünyadan bir şekilde ayrılacağız.

Arkamızdan ne konuşulsun isteriz?

"Çok malı vardı." mı?

Yoksa...

"İyi insandı." mı?

Birçok insan servet bırakmaya çalışıyor.

Oysa en güzel miras, güzel hatırlanmaktır.

Bir gönülde yer edebilmek...

Bir kalpte dua olabilmek...

Bir insanın hayatına iyilik olarak dokunabilmek...

İşte bunlar zaman geçtikçe daha da değerleniyor.

Saat zamanı gösteriyor.

Ama zaman, bizim kim olduğumuzu gösteriyor.

Kırgınlıklarımızı büyütmek mi?

Yoksa sevgimizi çoğaltmak mı?

Haklı çıkmak mı?

Yoksa gönül almak mı?

Bazen bir telefon açmak, yılların sessizliğini bitirebilir.

Bazen küçük bir özür, nasılsın demek büyük yalnızlıkları engelleyebilir.

Çünkü hayat sandığımız kadar uzun değil.

Bir bakmışız çocukluk geçmiş...

Bir bakmışız gençlik geçmiş...

Bir bakmışız saçlarımız beyazlamış...

Ve geriye dönüp baktığımızda, keşke daha çok insan biriktirseydim dememek için bugün sevdiklerimize biraz daha yakın durmak gerekiyor.

Saat zamanı gösterir.

Zaman ise kimin gerçekten insan kalabildiğini...

Hayatın sonunda sahip olduklarımız değil,vaktinde dokunabildiğimiz insanlar bizim gerçek servetimizdir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAŞARKEN EN AZ KENDİNİ GÖRÜR İNSAN

MATEMATİK TAMAM PEKİ EMPATİDE NEREDEYİZ ?

İHMALİN İNCELİKLERİ