PRENSES ERKEKLER



Dikkat: Bu yazı erkeklere değil, prenses erkeklere ithaf edilmiştir. Tacınızı düzeltin, başlıyoruz.


Günaydın sevgili dostlarım,


Bugün sizlerle gözlemlerime dayanarak bir tür incelemesi yapacağım. Türümüz hızla evrim geçiriyor. Hayır, bu bir doğa belgeseli değil. Nesli tükenen hiç değil.Bu yazının başrolü: “Prenses Erkekler”.


Hani şu, kadınla ilgi yarışına giren, “sen bana ne kadar yazdın?” hesabı tutan, nazla beslenen tür…

Kendisiyle tartışsan küser, gönlünü almazsan aylarca küs kalır, ama o arada hayatındaki her şeyi senden eksiksiz beklemeye devam eder. İlgi ister ama empati sıfır. Çünkü kendisi biricik, çünkü o… bir prenses.


Öyle her söyleneni anında onaylamaz,oluru olacak şeye bile hayır der çünkü onun da “karmaşık duyguları” vardır. Mesela bir konudan bahsederken bir anda seni bin konunun içine çeker ,çocukluk tramvasından bi haber yaşar.

Dün seni çok sevdiğini söyler, bugün “dün dündü, bugün bugündür” der.Hak edecek naaaptın der 


Sana “kendin ol,adam ol ” der ama sen kendin olunca “bu aklı sana kim veriyor ,değiştin sen ” der.

Karşındaki kişiyle değil, hayalindeki kadının senaryosuyla tartışır çoğu zaman. O senaryoda senin fikrin yazılmamıştır zaten.


Bu prenses erkek, saçını senin okşamanı ister… ama hayatında bir kez olsun senin saçını okşamayı düşünmemiştir.

Bir kez olsun “sen nasılsın” demez ama onun kafasındaki saç teline kadar ilgilenmeni bekler. Merak edilmek ister, aranmak ister, ama o seni asla aramaz,merak etmez çünkü “prensese ulaşılmaz!”


Egosu pufuduk bir yastık gibidir, öyle her kelimeyi koyamazsın üzerine. Sürekli okşanmak ister. Ama sen bir “ne haber” de ilgi göster , hemen trip menüsü,hava yastıkları açılır.

Kendine ait kurallar koyar, sonra o kuralları kendi de çiğner. Ama sen çiğnersen “saygısızlık ettin” olur.


En güzel kadın onun olmalı, en iyi telefon onun olmalı,en iyi en başarılı çocuk , en iyi araba onun olmalı. Kendini o kadar “en” zanneder ki, kimseye “sen” demez.Sadece suçta 'sen 'der asla sorumluluk almaz .

İletişim dersen, sürekli kaos…dağlar kadar uzaktır çünkü huzurlu ilişki sıkıcıdır ona göre. Gülüş değil tartışma yakışır ona.Özel günlere, bayram ,doğum günü ,düğün,tatil senin mutlu olacağını düşündüğü her gün mahvedilmesi gereken gündür 


Seviyor mu? Belli değil. Emin olun asla sevmiyor. Sizi ortamda tutmak için uydurduğu basit yalan .Kim besleyecek Ama sen yine de insansın ya umut beslersin. Çünkü o “karmaşıkmış”, o “anlaşılamamış”, o bir “derin sularmış”. Hadi canım sen de.


Ve şunu unutmayalım: Kendinden asla taviz vermez.

Sen ver ama. Sen alttan al, sen özür dile, sen toparla, sen kendini suçla,sen özür dile niye … çünkü o bir PRRRRREENSES 

Eğer bu satırları okuyan bir prenses erkeksen…

Dilerim ki, tacın kaymamıştır.

Dilerim ki, pamuklara sarılıp büyütülmediysen bile, bu yazı sana bir pamuk etkisi yapar.Ailende ne yaşadın da bu hale geldin kendini tanıma çalışmalarına başla ,çocukluk tramvalarınla yüzleş 

Kendini sorgula. Çünkü gerçek erkek, önce aynaya bakar.Kendini tanır.

Empati kurar, el uzatır, duyguyu sahiplenir. Seviyorsa gösterir. Sorumluluk alır .Kaçmaz.



Aman dikkat: Tacın düşmesin.

Ama yok… “Ben buyum” diyorsan da…

🐸 Kusura bakma prensçik, bu hikayede kurbağa öpülmüyor.


Yelda Öğretmen 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAŞARKEN EN AZ KENDİNİ GÖRÜR İNSAN

BUGÜN NASIL YAŞAMAK İSTİYORUM ?

KELEBEK KANADI SENDROMU 🦋