ZİHiNSEL MİNİMALİZİM
Geçmişin sadece hatırlamaktan zevk aldığın kadarını düşün.”
Ne kadar da kibar bir uyarı aslında… Çünkü geçmiş dediğin şey, açıldığında her zaman güzel kokular yaymıyor. Bazı anılar var, hatırlayınca kalp yumuşar; bir kahve buharı gibi. Bir de var ki, zihne üşüşür üşüşür de “Ben niye bunu yine açtım?” dedirtir insana.
Biz genelde tersini yapıyoruz. En çok can yakan sahneyi seçip, en yüksek sesle oynatıyoruz kafamızda. Yönetmen biziz, oyuncu biziz, seyirci de… Üstelik film hiç bitmiyor. Oysa hayat, “tekrar” tuşuna basılacak bir dizi değil. Hatırlamak bir davetiye değil; istersen açarsın kapıyı, istemezsen kapalı kalır.
Kişisel gelişim denen şey bazen dağlara tırmanmak değil; eski defterleri usulca kapatmayı öğrenmektir. “Bu anı bana ne kattı?” diye sorabilmek… Katmadıysa teşekkür edip yoluna devam etmek. Her hatırayı sırtında taşımak zorunda değilsin. Bazıları valize değil, çöpe gider. Evet, dramatik ama gerçek.
Geçmişi sadece tadını aldığın kadar düşün. Gülümsetenini al, öğretenini not et, incitenini orada bırak. Çünkü hatırlamak bir beceridir; acıyı çoğaltmak değil, farkındalığı büyütmek için vardır. Ve inan bana, hafifleyen zihinle yürümek çok daha keyiflidir.
“Geçmişin sadece hatırlamaktan zevk aldığın kadarını düşün.”
Bu söz sanki özellikle yaş aldıkça daha da anlam kazanıyor. Dikkat ettiniz mi, yaşlı insanlar geçmişi çok anlatır.En çok da iyi tarafını abartırlar kimi zaman ..Bazı büyükler de feleğin çemberinden geçip büyük bir farkındalıkla tam tersini yapar . Çünkü zaman onlara şunu öğretmiştir: Acı hatıralar anlatıldıkça iyileşmiyor, güzel anılar paylaşıldıkça çoğalıyor.
Biz insan oğlu gençken her şeyi ciddiye alıyoruz. Küçük bir kırgınlığı ömürlük dosya yapıyor, arşivliyoruz. Yaş ilerledikçe ise insan seçici oluyor; hafızasında yer kiralamak kolay değil artık. “Buna değmez” dediklerini siliyor, “iyi ki” dediklerini kadife kutuda saklıyor. Ne bilgelik ama… Bir nevi zihinsel minimalizm.
İşte o yüzden büyükler torunlarına hep güzel hikayeler anlatsınlar. Hep bir yaz günü, bir bayram sabahı, bir soba başı olsun anlatılanlarda. Kimse “Ah evladım bir de bana yapılan haksızlıklar vardı” diye başlamasın söze. Çünkü bilinmeli ki ; hikaye dediğin umut vermeli, kalbi ısıtmalı. Torun dediğin şey, travma dinlemeye değil, masal duymaya gelmeli..
Belki de kişisel gelişimin en olgun hali budur: Güzel anılar biriktirmek. Günün birinde anlatacak bir şeyin olsun diye bugünü güzelleştirmek. Kahkahaları saklamak, küçük mutlulukları büyütmek, hatıraları torunlara ,eşe dosta yakışır hale getirmek.
Çünkü gün gelir, hepimiz bir koltuğa otururuz. Bir çocuk dizimize yaslanır ve “Anlat” der. İşte o gün, geçmişten sadece hatırlamaktan zevk aldığımız kadarını anlatabilmek ne büyük zenginlik…
“Geçmişin sadece hatırlamaktan zevk aldığın kadarını düşün.”
Keşke bu cümle yaş aldıkça otomatik devreye girseydi. Ama olmuyor. Çoğu yaşlı, geçmişi bir anı sandığı gibi değil, bir dayanıklılık raporu gibi anlatıyor. Hep çekilenler, hep sabredilenler, hep katlanılanlar… Sanki hayat bir yarıştı ve en çok acı çeken birinci oldu.
Dinlerken fark ediyorsun; aslında anlatılan sadece yaşananlar değil, görülmeyen emeğin, duyulmayan sabrın, söylenememiş sözlerin dökümü. “Ben çok çektim” cümlesi, çoğu zaman “Ben fark edilmedim” demenin başka bir yolu. Haklılar mı? Çoğu zaman evet. Ama yine de insanın içi burkuluyor.
Çünkü sürekli acıyı anlatmak, geçmişi onurlandırmıyor; sadece bugünü ağırlaştırıyor. Torunlar masal beklerken, hayat dersi dinliyor. Oysa her acının içinde bile anlatılabilecek bir umut kırıntısı, bir gülümseme anı vardır. Ama ona bakmayı seçmek cesaret ister.
Belki bizim kuşağa düşen farkındalık şu:
Çektiğimiz her şeyi anlatmak zorunda değiliz. Güzel anıları özellikle biriktirmeliyiz ki anlatacak başka şeylerimiz olsun. Gün gelir, dizimize bir çocuk yaslanırsa, ona “Ben çok çektim” değil, “Bak biz böyle gülmüştük” diyebilelim.
Çünkü geçmiş, sadece ne kadar acı çektiğimizin dökümü değil; o acıdan neyi süzüp yanımıza aldığımızın öyküsüdür. Ve insan, başkasına anlattığı hikaye kadar yaşlanırken, kendine fısıldadığı hikaye kadar genç kalır.Güzel anlarda buluşup ,güzel anılar biriktirmek dileğiyle ...

Yorumlar
Yorum Gönder