OMURGA ÖNEMLİ


 "Omurga önemli…

Sizi ayakta ve dik tutar.”

Omurgasızlık Üzerine...Duruşu Olanın Yürüyüşü de Güzel Olur

Omurga, bedenin içinde sessiz bir direk. Eğilmez, şikayet etmez; sadece taşır. Peki karakterimizin omurgası? O da sessizdir ama yokluğu çok gürültü çıkarır. Omurgasız insan, rüzgar nereye eserse oraya savrulan uçurtma gibidir. İpi elinde değildir, alkışın geldiği yöne doğru sürüklenir. Güneşliyken “ilk ben vardım” der, bulutlanınca “ben dememiş miydim?”e sığınır. Kısacası; hava durumudur, iklim değildir.

Omurgasızlık nasıl anlaşılır?

Cümle sonları hep başkasıyladır: “Aslında ben de öyle düşünüyordum… onlar söyleyince.”

İlke yerini ilikli cekete bırakır.Her toplantıda düğmeler farklı iliklenir; patrona göre, gruba göre, trend’e göre,çoğunluğa göre.

Cesaret, kalem ucu gibidir.En küçük baskıda kırılır; “yarın yazarız” denir, o yarın hiç gelmez.

Özür ile özsaygı karışır. Gerekli yerde özür dilemek erdemdir; sürekli özür dileyip aynı davranışı sürdürmek alışkanlık,gözden çıkartmadır.


Neden “duruş” bu kadar kıymetli?

Çünkü hayat bir sahne değil, uzun bir yokuş. Yokuşu çıkanın nefesi kadar sözü de ,davranışı da sağlam olmalı. Duruş, kararlarımızın arkasında durma kasıdır; kullanılmadıkça zayıflar, zorlandıkça güçlenir. Bir insanın omurgası; menfaat geldiğinde “hayır” diyebilme, yalnız kaldığında “evet” diyebilme, kalabalık alkışlarken bile “bir dakika” diyebilme yeteneğidir.

Omurgasızlık bazen öyle zarif kamufle olur ki, üzerine smokin giydirilmiş bukalemun gibi gezer. Hatta bazılarının kartvizitinde şöyle yazar “Esnek prensip uzmanı.” Oysa esneklik başka şey, eğilmek başka. Yogada esnersin, kişilikte eğilirsen kırılırsın. “Ben herkese uyarım” cümlesi kulağa uyumlu gelir ama çoğu zaman “kendime hiç uymam”ın da  kısaltmasıdır.

Kişisel gelişimde omurga içeriden dışarıya doğrudur.

Kendini geliştirmek, kütüphanene kitap eklemek değildir sadece; bazı sayfaları hayattan silmeyi, bazı satırların altını kalınca çizmeyi de bilmektir. Duruşu olan insan, “ben kimim?” sorusunu moda olan cevaplarla değil, acı veren aynalarla yüzleşerek  yanıtlayandır. Çünkü omurga önce içerde doğrulur; sonra dışarıda görünür olur.
“İki sandalye sendromu”nu duymuşmuydunuz?

Toplantıda iki farklı grup, iki farklı şey ister. Omurgasız kişi her iki sandalyeye birden oturmaya çalışır; sonuç malum yere düşer. Omurgalı kişi ise ayakta kalır ve der ki; “Birini seçmem gerek; seçiyorum. Gerekçem budur.” Herkes ikincisine kızabilir, tartışabilir; ama en azından nerede durduğunu bilir.

Pratik “omurga egzersizleri”yapalım ister misiniz?

İlke listesi yaz: 5 maddelik. “Şunları yapmam, şunları mutlaka yaparım.” Duvara as,altına  imzanı at.

Küçük “hayır”lar çalış.Kas büyütmek gibi; markette gereksiz alışverişe, sohbetlerde dedikoduya, işte anlamsız toplantıya,başkası istiyor diye yaptıklarına…

Yalnız karar ritüeli düşün .Önemli kararda 10 dakika “kalabalıksız” düşün. Alkış ve yuhalanma sesini sessize al.İç sesine güven .

Özür–telafi dengesi kur.Hata yaptıysan özür dile + tek bir somut telafi adımı belirle. Sözün kadar adımın da görünür olsun .


Çatışma vitaminleri kullan .Kibarca itiraz etmeyi öğren: “Seni duyuyorum; düşüncene saygı duyuyorum ben farklı düşünüyorum "

Menfaat testleri yap .Bir teklif geldiğinde kendine sor: “Bunu kabul edersem kim olurum? Etmezsem kim kalırım?”

Süreklilik notu ver kendine. Aldığın bir kararını 30 gün sürdür. Omurga süreklilikten hoşlanır; tutarlılık onun kalsiyumudur.



Duruşun bir bedeli ,bir de kazancı olur.

Evet, omurgalı olmanın bedeli var. Kimi kapılar kapanır, bazı sofralarda sandalye eksilir. Ama kazancı ilerde daha büyüktür.
Aynada gözlerin seni terk etmez. Geceleri yastıkla barış içinde yaşarsın. “Ne derler?” yerine “Ne derim?” demeyi öğrenirsin. Çünkü insan, herkesin yanında eğrilip kendi içinde doğrulamaz; içte eğrilik dışa da sızar.

Omurga; başı göğe erdirmek için değil, yere bakmadan yürüyebilmek içindir. Rüzgarın yönü değişir, kalabalık dağılır, alkış biter… Ama dimdik duran, hep kendine sadık kalandır. Çünkü insanı var eden yol değil, o yolda taşıdığı duruştur. Duruşunu kaybedersen bütün mesafeler boşa yürünür; ama duruşunu korursan tek bir adım bile ömrüne anlam katar.
Yelda Öğretmen 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAŞARKEN EN AZ KENDİNİ GÖRÜR İNSAN

BUGÜN NASIL YAŞAMAK İSTİYORUM ?

KELEBEK KANADI SENDROMU 🦋