İNCE YER.
Her insanın bir "ince yeri" illa vardır.
Belli etmez belki. Gülümser, susar, konuşur, unutur gibi yapar…
Ama işte o yer, çok kolay incinir.
Orası öyle bir yerdir ki ne kalın cümleleri taşır, ne sert bakışları.
Bir söz dokunur, dağıtır.
Bir bakış yeter, incitir.
Sen "şaka yaptım" sanırsın , o günlerce gecelerce kendine gelmeye çalışır.
Çünkü o yer, çocukluktan kalmadır.
Bir öğretmenin sesi, bir babanın sesi , bir annenin gözyaşı oraya kazınmıştır.
Ve biz...
Bazen bilmeden dokunuruz o yere.
Bazen de bile bile bastırırız.
"Ne var canım bunda alınacak" deriz.
Olmaz.
Bazı yerler alınmak için değil, anlamak için vardır.
Sen gülüyorsun ya şakaya mesela...
O, küçükken "çok suskun" diye sınıfta alaya alınmış.
Sen "bir şey olmaz" diyorsun ya,
O, küçükken "abartma" diye susturulmuş.
Senin için cümle, onun için yara.
Bak, bir şey söyleyeyim mi?
İnsanın en hassas yeri cildi değil, kalbidir.
En büyük burkulma dizde değil, onurdadır.
Birine yanlışlıkla çarptığında “pardon” dersin, geçer.
Ama duygulara çarptığında “pardon” yetmez bazen.
Onun için...
Konuşmadan önce iki kere düşün.
Şaka yapmadan önce tart.
Yargılamadan önce dur.
Her insanın bir taşıdığı var.
Ve her taşıdığının bir kırılgan yeri…
O yüzden lütfen,
Kimsenin onuruna basarak espri yapma.
Kimsenin kalbinde yürürken topuklu giyme.
Ve kimsenin "gülümseyen" yüzünü, zırh sanma.
Belki o, en çok ağlayan yeridir insanın.
İnsan, insanı tam buradan tanır.
Dokunmadan, anlayarak.
Zorlamadan, hissederek.
Yaralamadan, sararak.
İşte o zaman...
Gerçekten "insan" oluruz.
Ve hayat, daha yaşanır bir yer olur.
Ama;
Bazı insanlar, senin en kırılgan yerini bulur…
Oraya bastıkça seni susturur, eğdikçe kendini büyütür.
Zayıflığını tanır, onu bir anahtar gibi kullanıp ruhunun kapılarını zorlar.
Seni kırmakla kalmaz; o kırıklardan içeri sızıp seni kendine itaate mecbur sanır.
Oysa bilmezler ki;
Gerçek güç, başkasının canını acıtmakta değil, onun acısına dokunmadan yanında durabilmektedir.
Gerçek değer, birini yönetmekte değil, onunla birlikte yürüyebilmektedir.
Hiç kimse, bir başkasının incinmiş yanını sömürerek yücelemez.
Kimse, bir ruhu bastırarak efendi olamaz.
Sen ise…
İzin verme.
İzin verme, kalbinin inceliği zaafa çevrilsin.
İzin verme, hassasiyetin suskunluğa dönüşsün.
Senin de ince yerlerin olabilir,
Ama unutma:
Orası senin zaafın değil, insanlığındır.
Ve o insanlık…
Seni kimsenin önünde eğmez.
Ama vicdanın önünde dimdik durmanı sağlar.
Ve şimdi…
Öyleyse bi sor kendine:
İnsan mısın?
Yoksa sadece
İnsanımsı mısın?
Çünkü gerçek insan,
güçlüyken incitmeyen,
haklıyken susabilendir.
Zayıfı ezmeyen, incinişi hissedebilendir.
İnsan görünmek kolay...
Ama gerçekten insan kalmak,
zor zamanlarda belli olur.
Yelda Öğretmen

Yorumlar
Yorum Gönder