AKLIN ZAMAN YOLCULUĞUNUN KOMEDİSİ
Aklın Zaman Yolculuğunun Komedisi
Şimdiki aklım olsa...
Öyle yapmazdım.
Kesin yapmazdım.
Belki yapardım.
Yok yok, yapmazdım.
Ama sonra bir ses fısıldıyor içeriden:
“Peki o saçmalıkları yapmasaydın,
bu içi yanmış ama aklı pişmiş halini nasıl elde edecektin?”
Haklı.
Ben eskiden "Ben ne yaptım ya?" diye kendime kızardım.
Şimdi "İyi ki yapmışım" deyip,
üzerine bir de hayat dersi çıkarıyorum.
Hatta bazen:
“Bak ne kadar salakça bir şey yapmışım ama ne güzel akıllandım!” diye de gururlanıyorum.
Bu da bir meziyet!
Şimdiki aklım, geçmişteki saçmalıklarımın diploma töreni gibi.
Cübbe giymedik ama içten içe “Bravo bana!” deyip geçiyoruz
İşte hayat böyle:
Bazen yanlış trene binmeden,
doğru yönü öğrenemiyorsun.
Kendi saçmalıklarının mimarı olup,
sonra üstüne bir bilgelik katı inşa ediyorsun.
Yani neymiş?
Yanlışlar sadece acıtıp ,kanatmazmış
arada zekayı da çalıştırırmış.Derecelerle bitirilen ,lise lisans ,yüksek lisans da ispatı olsun .
Her yıl bir önceki akıl yılının halini beğenmeyen bir versiyonumuz var içimizde.
1989 da 1986 daki halimize,
2001 ’de 1999’daki halimize
2023 te 2022 'deki halimize
şu an da 2024’teki aklımızı beğenmiyor olacağız,cahilliğimize atacağız suçu .
İronik ama gerçek..
“Ben o zamanlar nasıl da safmışım ya…”
İyi de canım, geçen sene de böyle diyordun?
Bu böyle uzaaar gider...
Muhtemelen 2040’ta, “2025’te hiç aklım yokmuş” diyecek🤭
çayımızı,kahvemizi yudumlarken “O da gençlikti. işte…” diyeceğiz.Zaten suçlu ya bir başkasıdır ,ya çocukluk ,ya gençlik asla biz değilizdir..
Hepimiz bir zamanlar mantığımızla değil,
duygu modumuzla kararlar aldık verdik.Mantığımızla değil, kalbimizin inişli çıkışlı melodisine ritm tuttuk. O zamanlar mantık düğmemiz daha aktif değildi.
Aklımız “Yapma!” dedi,
ama ruhumuz dene dedi.
O an ki biz: 🎉
Şimdiki biz: 🤦♀️
Yani canım okur,
sana şöyle diyeyim:
İnsanın kendi hatalarına karşı bile bir adaptasyon süreci var.
Başta “Nasıl yaptım ben bunu ya?”
Sonra “Olsun, o zaman öyle gerekiyordu.”
En son da:
“İyi ki yapmışım, bak şimdi nasıl düşünüyorum!”
Eminim sizin de “Aaa aynısını ben de yaptım!” dediğiniz en az üç olay vardır.
Hatta belki bu yazıyı okurken biri gözünüzün önünden geçiyordur.Bıyık altından gülüyor musun 😏
Korkmayın, hepimiz o gemiye bindik, bazıları kaptan köşküne bile çıktı.
Önemli olan artık dümeni kırabilmek.
Kısaca hayat şöyle bir şey:
Önce saçmalarsın,
sonra pişman olursun,
en son da bu pişmanlıkla felsefe yaparsın.Kendiniz edin kendiniz bulun ama gül gibi sararıp da solmayın.
Ve içinden şu cümle geçer:
“Vallahi şimdiki aklım olsa…
ama iyi ki o zaman o kadar akılsızmışım.”
Çünkü bazen en iyi akıl,
en acı tecrübelerden,
en sağlam karakter ise en saçma tercihlerden çıkıyor.
Yaşadım.Yaşadık.Yaşadılar .Daha çok nesil yaşayacak bunları..
Diyetini fazlasıyla ödedim.
Biraz gözyaşı, bolca iç çekme,
bir tutam “nasıl yaa ben bunu nasıl yaptım?”
Üstüne de “bir daha asla” sosu döktüm.
Sonra ne mi oldu?
Akıllandım.
Hem de öyle böyle değil;
anneler gibi "Ben demiştim!" seviyesinde bir bilgelik geldi üzerime.
Artık kırmızı bayrak görünce,
koşarak kaçan bir Survivor yarışmacısıyım!
Gençler de öğrensin istiyorum çünkü:
Her yakışıklı ,her güzel süs bitkisi değil,
her ilgi sevgi değil,
ve her 'seni anlıyorum' diyen, gerçekten gram anlamıyor olabilir.
Bu arada kırmızı bayrak, dekor değil;
erken uyarı sistemidir! 🚩😄‼️
Ve evet,
kendi hikayemi yazdım.
Üstelik artık başrolü kimseye kaptırtmadan,
dramı komediye çevirerek,
sonuna da şu notu düşerek:
“Bir zamanlar salaklık ettim, ama çok şükür geri zekalı kalmadım.”
Hayat bu, bazen düşersin…
Ama önemli olan yere düşerken pozunun iyi olması! 😄📸🤸♂️
Yerden kalkarken pazularının güçlü olması 💪
Yelda Öğretmen

Yorumlar
Yorum Gönder