SEN SADECE BİR ZERRESİN


 Hayat, zaman zaman insanı tuhaf bir ironinin içine sürükler. Kimi insanlar, varlıklarını saygıdeğer hayallerle ve büyük hedeflerle süslerken, aslında gerçekte içinin derinliklerinde kaybolmuş bir cesedi sırtlarında taşımaktadırlar. Evet, belki de sen bir cesedi sırtlanmış, fakat dünyada yalnızca bir zerre olan ufacık bir ruhsun. Bu derin gerçek, kendini büyük görenlerin farkında olması gereken en önemli derslerden biridir.


Birçok insan, hayat yolculuğu boyunca kendini yüceltme, daha fazlası olma arzusuyla yanıp tutuşur. Oysa ki, bu kibirli duruş, genelde içsel bir boşluğun ve kaygının yansımasıdır. İnsan, evrende ne kadar büyük görünürse görünsün, aslında yaşamın geçiciliği karşısında sadece bir toz zerresidir. Ve bu geçicilik, bizi bekleyen en büyük soruların da kapısını aralar: Kimiz? Nereye gidiyoruz? Bize kalacak olan ne?


Kendini çok büyük görenler, çoğu zaman yürüdükleri yolda başkalarını incitme riskini göz ardı ederler. Unutulmamalıdır ki, her insanın bir hikayesi ve her hikayenin ardında bir ceset vardır. Oysa ki, belki de yaşamın gerçek anlamı, geçici olacağımızı bilerek izler bırakmaktır; bir başkasının kalbinde sıcak bir hatıra, bir gülümseme veya bir cesaret vermek.


Küçük ruhumuzla büyük hayaller peşinde koşarken; dikkatimizden kaçan, insanları nasıl etkilediğimizdir. Her sözcüğümüz, her eylemimiz, köklerimizle nasıl bağ kurduğumuzu şekillendirir. Çevremizdeki yaşamları, kendi hırslarımız uğruna yok etmeye çalışmak yerine, onlara olumlu katkılarda bulunuyor muyuz? Belki de kendi cesedi taşırken, başkalarına da yol gösteren bir ışık olabilmektir asıl görevimiz.


Dünya üzerindeki yolculuğumuz, sadece kendimiz için değil; yanı başımızda duran, bizimle birlikte yürüyen ruhlar için de önemlidir. İncitmeden, samimiyetle, ve sevgiyle geçmek, belki de en yüksek erdemdir. Unutmayalım ki, yaşamda bıraktığımız izler, kalıcı olanıdır. Ebediyete karışacak olanlar ise, bu geçici bedenlerimiz olacaktır.


İşte bu yüzden, kendimizi büyüklük taslamaktan alıkoymalı; ruhumuzun derinliklerine inerek, gerçek değerimizi bulmalıyız. Her bir ceset, bir ruhun hikayesini ve deneyimlerini saklar. Bizim görevimiz, bu hikayeleri incitmeden, anlayışla ve sevgiyle yüceltmektir. Böylece, geçip gideceğimiz bu dünyada izler bırakarak, başkalarına da dokunmuş oluruz. Ve belki de, aslında hiç de büyük olmadığımızı, ama ruhumuzun büyüklüğünün, başkalarına kattıklarımızda ,onlarda ne hissettirdiğimizde saklı olduğunu  anlarız..

Yelda Öğretmen

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAŞARKEN EN AZ KENDİNİ GÖRÜR İNSAN

BUGÜN NASIL YAŞAMAK İSTİYORUM ?

KELEBEK KANADI SENDROMU 🦋