Kayıtlar

Kasım, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÇOCUĞUN KALBİ EVİN AYNASIDIR

Resim
 Çocuğun Kalbi, Evin Aynasıdır Yeni doğmuş bir bebeği kucağınıza alın… Ona bir seslenin, hafifçe gülümseyin, el çırpın. Bir bakın, o minicik beden, duyduğu tüm seslere rağmen ne yapacağını hemen kendi başına seçmez. Önce annesinin yüzüne döner. Bir işaret arar. Güvenli mi değil mi, gülmeli mi ağlamalı mı… Annenin gözünde bir parıltı varsa, o da gülümser. Anne huzursuzsa, tedirginse, o minik yürek de aynı duyguyu taşır. Çünkü çocuklar duygularını bizim aynalarımızdan öğrenirler. Evde sesler alçaksa, konuşmalar yumuşaksa, tartışmalar yerine anlayış varsa, çocukların iç dünyası da bir o kadar sakindir. Yuvanın havası temizse, çocukların kalbi de temiz kalır. Sevgiyle büyüyen, huzurla beslenen çocuklar; ileride dünyaya da aynı huzuru taşırlar. Evde güven hisseden çocuk, dışarıda güçlü olur. Evde sevgi gören çocuk, dünyaya sevgi sunar. Bu yüzden bazen en büyük eğitim, yüksek sesle verilen öğütlerde değil… Gülümseyen bir yüzde, sakin bir nefeste, şefkatle kurulmuş bir cümlede saklıdır. Ç...

EKSİK OLAN GEREKLİ DE DEĞİL

Resim
  Bakın, şöyle bir gerçek var: Sürekli eksik olan bir şey, uzun vadede hayati olmuyor. Mesela düşünün…Sürekli eksik olan şeyler var ya, hani  hayatımızın illa bir yerinde vardır ... İlk başta insan “tamam, ben bu yarım pizzayla idare ederim” der, ne de olsa  kanaatkar insanım. Sonra bir bakar, bütün herkes tam pizzalarını yemiş oh miss, sen hala  yarım pizza yiyor ama  doymuyorsun. Sonra fark edersin ki, aslında o yarım pizza olmadan da gayet mutlusundur.Hep bir alternatifi vardır ekmek arası yersin  doyarsın da. Çünkü insan garip varlık… Bir şey hep eksikse, bir süre sonra eksikliğe de alışıyor, Sonra da diyor ki: “Yokluğu da o kadar kötü değilmiş.” İlişkiler de böyledir mesela. Sürekli sizi eksik hissettiren birini düşünün. Hep bir parça ilgiyi saklayan…İlgiyi lütuf gibi sunan .. Sevgiyi şartlara bağlı veren ,gram gram altın gibi veren . Hep bir “daha iyi zamanlar” vadeden… Ama o zaman hiç gelmeyen.. Hep bir şeyleri yarım bırakan… Başta be...

İHMALİN İNCELİKLERİ

Resim
 Bazı şeyleri ihmal ederiz… Bir çiçeği mesela. “Bugün sulamasam da olur,” deriz. Sonra bir bakarız, ertesi sabah yapraklarını toplamış gitmiş; sessiz, sitemli bir cenaze gibi saksının dibine çökmüş. O anda anlarız ki, ihmalin de kendi adalet sistemi var: “Beni unuttun, ben de seni güzellikten mahrum bıraktım.” İhmal ettiğimiz her şey bir gün mutlaka intikamını alır. Ders çalışmazsın, sınav kağıdı seninle özel olarak ilgilenir. Sporu ihmal edersin, pantolon fermuarı yavaş yavaş emekli olmaya karar verir. Dostunu aramazsın, bir gün bir haber gelir: “O taşınmış… senden de kalbine bir adres bırakmamış.” Kendini ihmal edersin, bir sabah aynada seni tanımayan bir yüzle göz göze gelirsin. İhmal, görünmez bir canavardır; kapının eşiğinde bekler. İlk başta kibar davranır, “Bugünlük boşver,” der. Sonra farkına varmadan senin patronun oluverir.  Ve işin kötüsü, onun sesi hep tanıdıktır ; biraz tembelliğe, biraz bahaneye, biraz da “yarın yaparım”a benzer. Bazen ilişkilerimizde bile aynı h...

AĞIR OL MOLLA DESİNLER DERNEĞİ

Resim
  Bir yerlerde bir dernek var ; tabelasında yazıyor: "Ağır Ol, Molla Desinler Derneği"😄 Girişte gülmek yasak.🤭 İçeri girerken yüz kaslarınızdan biri istemsiz oynarsa, görevli hemen uyarıyor: “Burada tebessüm, disiplinsizlik sayılır.” Burası, toplumun görünmeyen kulübü. Burada ciddiyet, saygının maskesidir; ağırlık ise olgunluğun taklidi. Gülümsemek hafifliktir bizde, samimiyet bile çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bir gün birisi gülerek işe gitse, hemen fısıldaşmalar başlar: “Bu kadar neşeli olmasına bakma, kesin bir şeyler saklıyor.” “Kesin yeni terfi aldı, onun havası bu.” “Bu kadar pozitif insan fazla güvenilmez, dikkat et.” "Cennetten müjde mi var?? " Oysa belki sadece sabah güneşi yüzüne vurmuştur, ya da çocuğu ona bir resim yapmıştır, belki de hiçbir nedeni yoktur ; sadece iyi hissediyordur. Bizde çocuk bile “fazla gülen” olamaz. Anne der ki: “Çok gülme, sonra ağlarsın.” Sanki kahkaha, kainatın ceza sisteminde suç unsuruymuş gibi. Halbuki belki tam tersi doğrudu...

İNSAN ALMADIĞINI VEREMEZ

Resim
‘İnsan Almadığını Veremez’ .... "Kendine dönmenin, dolu bir kalple yeniden başlamanın hikayesi…” “İnsan almadığını veremez” derler ya ; Ne kadar basit, o kadar da sarsıcı bir cümle. Kulağa ilk başta banka kuralı gibi geliyor ama aslında insanın ruh ekonomisini anlatıyor. Çünkü ne verirsek verelim;sevgi, saygı, sabır ya da umut hepsinin bir kaynağı var: aldıklarımız. Ya da alamadıklarımız. Bir düşünelim mesela…  Bazı insanlar neden sürekli bağırır? Belki de onları kimse sessizce dinlemediği içindir. Bazıları neden  çok kırar? Çünkü kimse onlara nazikçe dokunmamıştır. Bazıları neden ışıl ışıl parlar? Çünkü zamanında birileri onların karanlık yanına mum yakmıştır. İnsan, aldığı kadar insandır aslında. Çocukken “aferin” duymamış birinin, büyüyünce başkasına “gurur duyuyorum seninle” demesi  çok zordur. Ama imkansız değildir. Çünkü farkındalık,her insanın  hayatının ikinci şansıdır. Ne mutlu farkında olanlara .. Hepimiz zaman zaman “verici” olduğumuzu sa...